koşma yorulduysan

Posts tagged “ğ

11. Sayıya Alternatif Kapak


ğ’nin 10. sayısı

Kapağın üzerine yıl:3 yazmak çok büyük bir keyifti. İnşallah yumuşakge daha uzun yıllar aynı samimiyet ve aynı istikrarla devam edecektir.

“Yumuşak Ge dergisi onuncu sayısı ile raflarda yerini almış bulunuyor. Pisliksiz edebiyatın mecrası olarak da bilinen Ğ Dergisi’nin bu sayısında Selman Bayer kapağa taşınmış. Selman Bayer’in iki adet şiirinin ve yazmakta olduğu romanından bir buklenin yanı sıra Burcu Aker’in kendisiyle yaptığı söyleşiyi de okuyabilirsiniz.

Derginin ortanca bölümünde öykünün bugün ki durumuyla ilgili bir soruşturma tertiplenmiş. Soruşturmanın konusu öykümüzün fildişi kulesine çekilip çekilmediği ile ilgili. Akif Hasan Kaya, Behçet Çelik, Güray Süngü, Kamil Yıldız, Mihriban İnan Karatepe, Nermin Tenekeci, Nihan Kaya, Ömer Faruk Dönmez, Pelin Buzluk soruşturmaya içtenlikle cevap vermişler.

Dergide ilginç bir öykü kombinasyonu var. Ahmet BükeAykut ErtuğrulBanu Kaba çeşitli kanunlardan seçtiği maddelerden ilhamla hukukla dalga geçen öyküler kaleme almışlar.”

Tercüme Dosyası: Georg Trakl. Ayşe Serra Dilek, Elif Naime Arslanoğlu, Mehmet Kandemir, Elif Zehra Kandemir, Bünyamin Kasap’ın Georg Trakl ile ilgili şiir ve yazı çevirilerini yine bu sayıda bulabilirsiniz.


ğ’nin 8. sayısı

Ğ dergisi, dört aylık bir aradan sonra okuruyla yeniden buluşmanın heyecanını yaşıyor.

Alışılmış tasarımındaki değişiklikle yepyeni bir çehre kazanan Ğ dergisinde başka güzel değişiklikler de göze çarpıyor. Yedi sayı boyunca kapaklarında ustaların sözlerine yer veren, iç sayfalarda ise kapağa taşınan kişi ve eserleri hakkında yazılar yayımlayan Ğ ekibi,  8. Sayının kapağına aynı zamanda derginin çizeri de olan genç bir şairin, Kadir Yanaç’ın bir dizesini taşımış. İki şiir ve kendisiyle yapılmış bir söyleşiyle Kadir Yanaç, söylediklerine göre hemen her sayıda verecekleri “kurbanların” yalnızca ilki. Genç şairin sözüne kulak verin.

Eylül Ekim (8. sayı) sayısında “Edebi Cemaatler” başlıklı bir soruşturma yapılarak;  Abdulbaki Akpınar, A.Adnan Dizer, Ali Celep, Ayşegül Tözeren, Celal Fedai, Gökhan Arslan, Hakan Arslanbenzer, Murat Üstübal, Osman Konuk ve Selman Bayer’in görüşlerine başvurulmuş.

Her sayısında ilk sayısını yayımlayan bir dergiyle söyleşi yaparak yeni bir derginin tanıtımına ve dergiyi tanımaya çalışan Ğ’nin bu sayıdaki konuğu İskele dergisi. Söyleşiyi yapan her zamanki gibi M.Fatih Kutan.

Avusturya’lı şair Hugo Von Hofmannsthal’ın şiir ve nesirlerinden yapılan çevirilere bu sayıda da devam edilmiş. Dağ Köyü isimli anlatıyı Mehmet Kandemir, Sergüzeşt (Erlebnis) isimli şiiri ise Elif Zehra Kandemir çevirmiş.

ŞİİRLER:

Çarpılmış Bir Kitaptan Çöküntüler-Cihat Duman

Küçük Küçük İtirazlar – Enes Malikoğlu

İvedi Secde – Elif Zehra Kandemir

Hatalı Sevişme – Kadir Yanaç

Kahkaha Efekti – Kadir Yanaç

Ben ve Şehir – Murat Ekinci

Dil – Oğuzhan Demir

Kof Aklın Eleştirisi – Selman Bayer

Divana Giriş – Yavuz Türk

NESİRLER:

Ruzname – Abdullah Faruk Gönüllü

Serçeler Diyorum – Ahmet Büke

Örtü – Akif Hasan Kaya

Keyfe Kader Kahvesi – Aykut Ertuğrul

Akvaryumda Bir Ebleh – Banu Kaba

Kısmet Kıraathanesi’nden Go§ip Kafe’ye Bir Başarı ÖyküsüMustafa Çevikdoğan

Birinci Mektup – Yahya Kurtkaya

Ğ dergisi verilen iki aylık arayı “Ğ Tatilde” diye duyurmuştu. Anlaşılan tatilde iyi dinlenmiş, iyi çalışmışlar, kaçırılmayacak bir sayı huzurlarınızda. Ğ’ye hoş gelişler, okurlarına hayırlar olsun.


ğ’nin 7. sayısı

Ğ dergisinin 7. sayısı (Mayıs-Haziran) diğer altı sayıda olduğu gibi yine tam vaktinde okuruyla buluştu. Sene-i devriyesini tamamlayan Ğ dergisinin şiir editörü Abdullah Faruk Gönüllü Ğ’nin Şiirle Geçen Bir Yılının Muhasebesi”, öykü editörü Aykut ErtuğrulĞ Dergisi’nin Bir Yıllık Öyküsü başlıkları altında, bir yıldır yayımlanan eserlerin değerlendirmesini yapmışlar.

7. sayının kapak kişisi, ülkemizde pek de bilinmeyen“ ‘fin de siecle‘ Viyana’sının önemli figürlerinden” Hofmannsthal olarak belirlenmiş. Hofmannsthal’e ait şiir ve nesir çevirilerinden oluşan dosyaya ayrıca Yahya Kurtkaya’nın kaleminden uzun ve tanıtıcı bir de biyografi yazısı eklenmiş. Takdim yazısından anladığımız kadarıyla önümüzdeki bir yıl boyunca her sayıda düzenli olarak Hofmannsthal çevirilerine yer verilecek.

Açılış şiiri olarak değerli şair, çevirmen İbrahim Demirci’nin Mahmut Derviş’ten yaptığı harikulade çeviriyi(Suikast) görüyoruz. Son iki sayıdır şiire ağırlık vermeye başlayan dergide bu sayının şairleri; Cihad Özsöz(Mahlas), Süheyla Mehmedoğlu(Bu Demek), Ali Seyfi(Arı), Selman Bayer(Bütün Başkentler Günahkârdır), M.Fatih Kutan(İstikamet), Cihat Duman(İkizler Burcu), Abdullah Faruk Gönüllü(Anlık Esriklikler Neticeleri no.14) ve Ömer Faruk Demirel(Sirk: Birinci Adres)

Mayıs-Haziran sayısının çevirmenleri: İbrahim Demirci(Suikast), Mehmet Kandemir(Soru), Yahya Kurtkaya(Hoş Saat), Zeynep Bayrak(Canticum Canticorum IV),  Ayşe Serra Dilek(Küçük Bir Viyana Kitabından) ve Zekeriya Türkoğlu(Edgar’a Mektup)

Öykücüler; Ahmet Büke(İzmir’i Bir Çizgi Gibi Arkanda Bıraktığında), Aykut Ertuğrul(Süleyman Selamsız Efsanesi), Bana Kaba(Noter Fahrettin Düşer), Besim Yunus(Keşte’nin Ayak İzleri) ve Mustafa Çevikdoğan(Kahve Savaşları). Ayrıca derginin gedikli öykücülerinden Murat Murat’ın Romanın Son Oğlu isimli tefrika öyküsü de bu sayı nihayete ermiş.

Abdullah Faruk Gönüllü’nün çarpıcı aforizmalarından oluşan Ruzname ve bir süredir derginin arka kapağında Sirk ana başlığı altında şiirler yazan Ömer Faruk Demirel’in kendi şiirine dipnotlar düştüğü şiirsel denemesi Sirk: Dipnotlar derginin diğer nesirleri.

Ğ dergisi, 7. sayısıyla uzun yolunun ilk kilometre taşını geride bırakmış olarak, ufka ve bilinmeze doğru yoluna devam ediyor…


zümrüdüanka

bu kişisel bir blog tutmaya üçüncü başlayışım olsa gerek. bana yakın birkaç insan dışında, ki onların da uzun süredir takip ediyor olması gerekir, bu üç blogu da görme şansına erişmiş kimse yoktur herhalde. yani şu var ki, öyle dikiş tutturamadım bu işte. cazip gelmedi, sarmadı, hevesim kaçtı, vs…

evvela başlıca bir sıkıntı kendini belli ediyor. içerik belirsizliği. edebi malzemeyi ğ‘de ya da pek seyrek olmak kaydıyla başka matbu yayınlarda yayımlıyorum. günlük takıldığım meseleler olursa ayda yılda bir, ki yazmaya bahsetmeye değmesi lazım, sözlüğe yazıyorum. bunun dışında ne kalıyor geriye?

onu da zaman gösterecek. küllenip yeniden doğana kadar; king is dead, long live the king!